Konuşma Dilinde Doğru Bilinen Yanlışlar

Konuşma Dilinde Doğru Bilinen Yanlışlar

Bir konuşma esnasında kalıplaşmış cümlelere ve kanıksanmış bilgilere sıklıkla yer veririz. Peki, kullandığımız bütün bu kalıpların ve bilgilerin doğruluğundan ne kadar eminiz?


Bir konuşma esnasında kalıplaşmış cümlelere ve kanıksanmış bilgilere sıklıkla yer veririz. Peki, kullandığımız bütün bu kalıpların ve bilgilerin doğruluğundan ne kadar eminiz?

Gündelik yaşantıda tekrarlanan konuların ve konuşmaların bir alışkanlıktan öte olarak incelenmesi sonrasında ortaya çıkacak belli başlı hatalar bulunur. En kusursuz konuştuğunu düşünenlerin bile konuşma sırasında bu kalıplara takılı kalarak hata yaptığı görülebilir. Bu nedenle gerçekten kusursuz bir şekilde konuşmak isteyen kişilerin öncelikle bütün bu bozuklukları tespit etmesi ve düzelterek konuşmasına entegre etmesi gerekir.

Bir konuşma sırasında en sık yapılan hataları şu şekilde sıralayabiliriz:


  • ·        Atasözleri veya deyimlerin yanlış kullanılması

En sık yapılan hatalardan bir tanesi atasözlerinin ve deyimlerinin yanlış kullanılmasıdır. Örneğin; “baldız baldan tatlıdır” gibi bir ifade aslında tamamıyla yanlıştır. Bu ifadenin doğrusu “daldız baldan tatlıdır” olmalıdır. Daldız; ağaçtan oyulmuş arı kovanı veya yayık olarak açıklanmaktadır. Bu ifadede asıl kastedilen balın devamlı geldiği kovanın balın kendisinden daha da güzel olacağıdır.   


  • ·        Yanlış ek kullanımı

Konuşma sırasında sık yapılan hatalardan bir tanesi de yanlış veya eksik ek kullanımıdır. Örneğin bazı şivelerde soru sorarken -mı, -mi, -mu- mü gibi ve türevi soru ekleri kullanılmaz. Daha çok tonlama ile birlikte soru sorulmuş edası yaratılır. “Bunu buraya koyacaksın?” gibi bir kullanım örnek olarak verilebilir. Son derece yanlış olan bu kullanıma sıklıkla başvurulur. Etkili diksiyon ve konuşma becerileri geliştirme noktasında dikkat edilmesi gerekenlerden bir tanesi de budur. 


  • ·        Yanlış yabancı kelime kullanımı

Dilimize girmiş farklı pek çok yabancı kökenli kelime bulunmakta. Bu kelimeleri sık sık konuşma dili içerisinde kullandığımız da bir gerçek. Özellikle geçmişten kalmış Arapça Farsça kelimelerde benzer kelimelerin karıştırılarak kullanılması veya İngilizce-Fransızca kelimelerin Türkçe eş anlamlı kelimelerle birlikte kullanılarak cümlede anlam bozukluğu yaratılması en sık rastlanan durumlardan bir tanesi oluyor. Dil ve konuşma bozuklukları başında gelen bu bozukluğa birkaç örnek vermek gerekirse;

  1. Full dolu: Full zaten dolu anlamına geldiği için bu kullanım gereksiz kelime kullanıma örnektir.
  2. Nahif mi naif mi: Kırılgan, narin bir insanı anlatırken kullanılan naif kelimesi aslında “toy, tecrübesiz” anlamlarına gelmektedir. Kırılgan bir kimseyi tanıtırken esas kullanılması gereken sıfat “hassas, narin, krılgan” anlamlarına gelen nahif olmalıdır.
  3. Nüans farkı: Fransızcadan gelen ve sıklıkla gereksiz kelimeler ile kullanılan nüans “ayırtı, fark” anlamlarına gelmektedir. Bu nedenle nüans farkı olması mümkün olmaz. Nüans tek başına bir kullanımla zaten ilgili anlamı karşılayacaktır. 


Konuşmak Üzerine Batıl İnançlar 

Konuşma üzerine dil anlamsal bozuklukların yanı sıra batıl inançlardan kaynaklanan yanlışlıklar da vardır. Bunun en büyük örneği erkek çocuklar ile kız çocuklar arasında dil gelişimi farkları ile ilgili olandır. Halk anlayışına göre erkeklerde kızlara kıyasla konuşma sürecinin çok daha yavaş olacağı fikridir. Bu fikrin nedeni sorulduğunda pek çok kişi “erkek geç konuşur, atalarımız öyle demiş” mantığına dayalı bir cevap verecektir. Oysaki çocuğun yaşı ilerlerken konuşmakta gecikmesinin bazı sağlıksal problemlere dayalı olması ihtimali de vardır. 

Konuşmada gecikme problemi yaşayan bir çocuk için batıl inanışların aksine durum ciddiye alınarak hareket edilmelidir. Özellikle artikülasyon bozukluklarında erken tespitin öneminin son derece büyük olması nedeniyle konuşmakta geciken ve konuşma problemi olan çocuklar ın kontrol edilmesi son derece önemlidir. 

Çocuklarda dil ve konuşma becerilerinin gelişim gösterebilmesi için çocuğun dil bağı kısa olmamalıdır. Eğer ki sorun dil bağı ile ilgili değilse konuşma terapisi yoluyla çocuk konuşmaya teşvik edilmelidir. Harfleri söyleyememe, konuşma seslerini çıkartmama gibi farklı nedenlerle konuşma problemleri yaşandığında da konuşma terapisine ihtiyaç duyulur. 

Dil ve konuşma terapisinde, konuşma terapistinden eğitim alan çocuklar bu tip problemlere karşı nasıl ilerleme kaydetmesi gerektiğini irdeler. Okuma yazma yetkinliğine ulaştıktan sonra benzer çeşitli faktörlerin kekemeliği de oluşturmaması adına terapi sırasında devamlı sesli okuma ve konuşma pratiği yapılır. 


Batıl İnanç Nedir?

Halk tarafından inanılmış ve benimsenmiş hurafelere batıl inanç denmektedir. Doğru olduğundan emin olunamayan veya mantık çerçevesi içerisinde herhangi bir dayanağı bulunmayan durumlara batıl inanç denmektedir. Bu batıl inançların halkın içerisinde kanıksandığı ve bazı belli başlı yanlış bilgileri de beraberinde getirdiği görülmektedir.

Batıl inançlar konuşma dilini de doğrudan etkilemektedir. Herhangi bir konuşma sırasında, bir kişi güzel bir şey anlatınca “dilini ısır” dendiğini hepimiz en az bir kez duymuşuzdur. Nazarda korunmanın yolunun dil ısırmak olduğuna inanılması en yaygın batıl inançlardandır. Bazı durumlarda bu batıl inançların dil içerisinde kullanılması da konuşma bozukluklarına neden olabilmektedir. 

İşte bütün bu sorunları gerinizde bırakabilmenizi sağlamak için sizlere Diksiyon Eğitimi’ni sunuyoruz. Bu eğitim sayesinde; büyük küçük herkesin yaşına uygun içeriğiyle ve uzman eğitmenimize benzer şekilde, hatasız konuşmanız mümkün olacaktır.  

Sosyal Medyada Paylaşın

0 Yorum

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için oturum açmanız gerekmektedir.